Türkiye’de 1973’te 24 km’lik bir yol, ilk otoyol olarak hizmete açılmıştır. Daha sonra 1981 yılında 14 km’lik bir otoyol, 1984 yılında Gebze-İzmit ve Tarsus-Pozantı otoyolları ve 1987 yılında Kapıkule-Edirne otoyolu yapılmıştır. Bunun sonucunda otoyol uzunluğu, 1990 yılında 241 km’ye ve 2000’li yıllarda 1674 km’ye ulaşmıştır. Günümüze gelindiğinde ise, yolcu ve yük taşımacılığına olan talebin artmasına paralel olarak, karayolu yapımına ve yapılan bu yolların iyileştirilmesine olan ilgi de artmıştır.

Yolcu taşımacılığında karayoluna olan talebin sürekli artan bir eğilim göstermesi öncelikle, yolcunun seyahate başladığı yer ile bitirdiği yere daha yakın taşıma yapabildiğinden kaynaklanmaktadır (Aydoğdu 2006,s.60). Artan bu eğilim ise, kara yolu ulaşımının güvenli hale getirilmesini gerektirmektedir.

Ülkemizde güvenli bir karayolu ulaşımı için öncelikle kombine taşımacılığın geliştirilmesi gerekmektedir. Böylece kombine taşımacılığın, karayolu ulaşımı üzerindeki olumsuz yükü azaltacak ve diğer ulaşım sistemleriyle birbirlerini tamamlayacak şekilde kullanılabilirliği sağlanmalıdır. Bu süreçte, karayolu ulaşımında görev alan tüm kurumlar sorumluluk alanına giren görevlerini ve denetimlerini düzenli, planlı, etkin ve sağlıklı bir şekilde arttırarak sürdürmelidir.

Karayolu ulaşım sistemlerinin özellikleri şu şekilde sıralanmaktadır (Çelebi 2016, s.10):
a) Demiryolu ve denizyolu ulaşım sistemine göre kapasitesi daha düşüktür.
b) Yolcunun talebine göre istenen her noktaya ulaşım imkânı sağlamaktadır.
c) Diğer ulaşım sistemlerinin sağladığı sefer sayısından daha sık sefer düzenleme
olanağına sahiptir.
d) Taşımacılık sektöründe diğer sistemlere göre daha esnek hareket olanağı
sunmaktadır.
e) Diğer ulaşım sistemlerine kıyasla daha düşük maliyetlidir.

Karayolu ulaşımının bazı avantajlarını sıralayacak olursak;
a) Ulaşım ağı kurma olanağı her türlü araziye uyum sağlayabilmesi nedeniyle
sınırsızdır ve bu konuda karşılaşılan engeller daha azdır.
b) Kademeli yol yapımına elverişlidir ve daha sık ve düzenli bir sefer imkânı
sağlamaktadır.
c) Diğer sistemlere göre daha az ilk yatırım maliyeti gerektirmesinin yanında daha
kısa sürede hayata geçirilmekte ve taşıma araçları açısından da diğer sistemlere
oranla daha az sabit yatırım gerektirmektedir.
d) Her bir ürünü satıcıdan alıcıya tek bir vasıtayla ulaşmasını sağlayabilmektedir.
Bu nedenle malların zarara görme ve değer kaybetme riski azdır.
e) Kısa mesafeli teslimatların kısa sürede sevk edilmesi için süreklilik
sağlayabilmekte ve bu teslimatlar nispeten daha ucuz olmaktadır.

Karayolu ulaşımının bazı dezavantajları ise şu şekilde sıralanmaktadır;
a) Uzun mesafeli taşıma ve kitle taşımasına uygun değildir. Bu nedenle kıtalararası
taşımalarda ve denizaşırı yük taşımalarında genellikle kullanılmamaktadır.
Ayrıca trafik problemlerine, fazla yakıt tüketimine, çevre ve gürültü kirliliğine
sebebiyet vermesinin yanı sıra yüksek kaza riski taşımaktadır.
b) Karayolunun birim taşıma maliyetleri oldukça yüksektir.
c) Karayolu taşımacılığı özellikle uluslar arası siyasi ve ekonomik pozisyonda
meydana gelen gelişmeler karşısında aşırı hassas ve kırılgan bir yapıya sahiptir.
d) Çok büyük miktarlardaki yükler için karayolu araçlarının boyutlarının
yetersizliği söz konusudur.

Kategoriler: Ulaşım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir